Oyunculuk Okulu Ne Demektir?

  • -
  • 19:30 AM - 21:30 PM
  • Picasso Sanat Atölyesi
Picasso Sanat Atölyesi

Üniversitelerin bünyesinde dört yıl süreli eğitim verilen Konservatuvarın Sahne Sanatları Bölümü Tiyatro Anasanat Dalı’na bağlı Oyunculuk Sanat Dalı ve Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Sahne Sanatları Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalı’dır

Bu okullar öğrenci almak için iki ya da üç aşamalı bir yetenek (eleme) sınavı yapar. Çoğunlukla bu sınavın birinci aşamasında iki tirat (monolog) oynamanızı isterler. Birinci aşamayı geçtiğinizde ikinci aşamada ses-konuşma, şan-kulak, hareket-dans ve genel kültür sınavı yaparlar. Bazı okullar bunun tam tersini yapar. Yani tirat çalışmalarını ikinci aşamada yapar. Bu sınavlara girebilmek için üniversite sınavında barajı geçmiş olmanız gerekir.

Hem devlet üniversitelerinde hem de özel üniversitelerde oyunculuk bölümü bulunur. Özel okula girmek daha kolaydır; ama burs alamadıysanız yıllık 20.000-30.000 TL kadar ödeme yapmanız gerekir. Çoğunlukla öğrenciler en az %50 burs alır. Mümkünse bir yıl içinde en az üç okulun sınavına girin. Çünkü neredeyse her okulun yapısı ve isteği farklıdır. Bir okulda birinci aşamayı bile geçemeyip bir başka okula birincilikle girebilirsiniz. Bazı devlet okullarında yaş sınırı vardır. Örneğin Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi üst yaş sınırını yirmi bir olarak belirlemiştir. Özel okullar yaş konusunda biraz daha rahattır. Resim Bu bilgiler her yıl değişebilmektedir. Bu sebeple bahar döneminde başvurmak istediğiniz okulun web sitesine bir göz atın ya da bizzat öğrenci işleri görevlisiyle irtibat kurun. Oyunculuk okullarında dört yıl boyunca şu ve benzeri dersler verilir: Mimik, Rol, Diksiyon, Fonetik, Dramaturgi, Solfej, Sahne Tekniği, Metinlerle Dünya Tiyatro Tarihi, Metinlerle Türk Tiyatrosu Tarihi, Kostüm Tarihi, Klasik Danslar, Hareket, Entrüman, Müzik Tarihi, Mitoloji, Tiyatro Estetiği, Güzel Sanatlar, Sahne Işığı Tekniği, Akrobasi, Türk Dili, Atatürk İlke ve İnkılapları, Yabancı Dil…

Öncelikle, bir oyunculuk okuluna neden girmek istediğinizi iyi belirlemek zorundasınız.

Üniversite sınavında iyi bir puan alamayıp sırf bir üniversitede okumak için özel yetenek sınavlarına başvuruyor olabilirsiniz. Ola ki kazandınız; muhtemelen ilk yılın ortalarında okulu bırakacaksınız. Bu durumda da bir kişinin hakkını yemiş olacaksınız. Bence bir yıl daha bekleyin ve ilginiz olan bir bölümü tercih edin.

Tiyatroyla hiç ilginiz yok; belki de tiyatro sanatçısı ya da tiyatroyu çok seven bir ebeveyniniz var ve o sizin oyunculuk okulunda eğitim almanızı istiyor. Ebeveynler genelde, hukuk, tıp gibi alanlar için bu tür baskılar yaparlar. Şayet genç istemediği bir alana yönlendirilirse bu süreç onun için travmatik bile olabilir.

Çok iyi taklit yapıyorsunuz ve herkesi çok güldürüyorsunuz. Buna güvenip oyunculuk okuluna gitmek istiyorsunuz… Okuldaki bütün dersleri sadece taklit yaparak geçebileceğinizi düşünmeyin bile. En iyisi siz bir tiyatro atölyesine katılın ve kendinizi bir sınayın.

Çok ama çok istiyorsunuz… Her zaman bir alternatifiniz olsun. Çünkü bir üniversitenin oyunculuk bölümüne bazen 700-800 kişi başvurabiliyor ve sadece 10-12 kişi alınıyor. Siz çok emek vermiş olsanız bile yorulmuş/dağılmış/ sıkılmış jürinin gözünden kaçabilirsiniz. Bu durumda başka üniversiteleri denemelisiniz. Olmadı, bir yıl daha bekleyeceksiniz.

Oyunculuk bölümlerini çok eğlenceli buluyor olabilirsiniz. Hiç öyle sanmayın. Bazen haftada altı sahne çalışması hazırlamak zorunda kalacaksınız. Aynı zamanda birçok kitap okumak ve diğer derslerin gereklerini de yerine getirmek zorundasınız. Bedenen ve zihnen çok yorulacaksınız. Bu sebeple yaşantınıza ve sağlığınıza hep özen göstermek zorunda kalacaksınız. Hele hele tembelseniz oyunculuk okulunun önünden bile geçmeyin.

Oyunculuk okulunu bitirip dizilerde mi oynamak istiyorsunuz? Oyunculuk okulunda dört yıl zaman harcamanıza gerek yok. Bir ajansa kaydolun yeter. Artık yoldan geçen herkes dizilerde bir şekilde oynuyor.

Oyunculuk okulundan mezun olanların büyük çoğunluğunun ekonomik ve sosyal koşullar sonucunda sahneye çıkmadığını; dizilerde mankenlerin gerisinde oynadığını ya da alakasız bir meslekte olduğunu gördükçe şunu söyleme gereği duyuyorum: “Peki ülkemizde tiyatro sanatını kim kısır döngüden kurtarıp ona bir ivme kazandıracak?”